top of page

Bir Fotoğrafı Sırlamak

“In girum imus nocte et consumimur igni.”

Latince deyiş



Değişim vazgeçmektir. Covid-19 salgınının hayatımızı sardığı bugünlerde hepimiz bir değişimin içine girdik; ki değişim, özünde bir şeylerden vazgeçmektir. Nasıl ki hayat birleşmeler kadar, hatta belki daha da çok ayrılıkların üzerinden yeniden kurgulanarak yaşanıyorsa tekrar buluşmak için yalnızlaşmak gerekiyor; tedirginlik, tekrar hareketi sağlayacak itmeyi yaratacak…


Laleper Aytek, fotoğraf üzerine yazılarını, kendi ifadesiyle akıl karışıklıklarını, Kendine Ait Bir Fotoğraf isimli eseriyle kitaplaştıran ve bu adlandırmayla Virginia Woolf’a selam çakan, iktisat eğitimi almış (laf aramızda bir şekilde iktisat eğitimi almış sanatçıları seviyorum, daha doğrusu iktisadi düşünceye aşina olan sanatçıları), aynı zamanda akademisyen olan bir fotoğrafçı. (Burada bir parantez açıp acaba kadın yazar, kadın ressam, kadın sanatçı, vs. olabilir mi, diye sormak istiyorum. Aklın cinsiyeti olabilir mi? Gözün örneğin… Juliet Margaret Cameron, Cindy Sherman, Diane Arbus, Annie Leibovitz, Yıldız Moran, Lisette Model ve daha birçoğunun hangi iyi eserini cinsiyeti bağlamında değerlendirebiliriz? Bilemiyorum…)


Sanat Dünyamız (YKY) kültür ve sanat dergisinin 149. sayısında “Fotoğrafın Geleceği Üzerine Bir Deneme” başlıklı yazısına rastlamam üzerine Aytek’in çalışmalarını takip etmeye başladım. Bu yazıyı kaleme alırken, 2019 yılındaki “Hayat Başka Bir Yerde” isimli sergisinin açılış konuşması dahil, hem kendi internet sitesinde yer alan yazılarından hem de medyadaki söyleşilerinden faydalandım. Yakinen tanıyanlar bir yana (benim öyle bir fırsatım olmadı) işlerine aşina olanların hemen fark edeceği üzere, kendisinin edebiyata yakın bir ilgisi var. Hatta okuyanı, yazar mı, fotoğrafçı mı diye bir ikilemde bırakan nitelikli üslubu, en az fotoğrafları kadar kuşatıcı. Benim de hislerime tercüman olan bir paragrafını aynen alıntılarsam sanırım neyi kastettiğimi daha açık bir şekilde izah etmiş olurum:


“Tomris Uyar, Varlık dergisinin Aralık 2002 sayısında kendisiyle yapılan röportajda ‘Başkası için yazmak suçtur,’ demiş. Katılıyorum, çünkü başkası için yazmaya başladığınızda kendinizdekini görme ihtimalini giderek zayıflatırsınız. Başkaları o kadar çoktur ve o başkaları içinde o kadar hızla kaybolunabilir ki sonuçta kendinizi göremez olur, bir süre sonra da kime göre yazdığınızı ya da çektiğinizi bile bilemeyebilirsiniz. Oysa yazan sizsinizdir, kâğıda dökülenler de sizin içinizdekiler gibidir ama yazılanlar ne yazık ki sizin değildir, size ait değildir. Bu noktadan bakarak, ben bu ağır ama haklı yoruma, başkası için fotoğraf çekmenin de suç olduğunu düşündüğümü eklemek istiyorum…”




Comentários


bottom of page